Ağaçlara sarılın!

Hepimiz çok ciddi meselelerle boğuşuyoruz değil mi? İşte bu boğuşmalar ve boğulmaları şimdilik bir kenara koyalım. Boğuşmanın yarattığı konfor alanının ötesinde bizi bekleyen neler var?

Ağaçlarla sarılmayı unutursan,hatırlatırlar 🙂

Ağaçlarla sarılmak… küçükken hep yaptığım bir şeydi. Hatta -belki epilepsi hastası olduğum için ya da kendimi insanların yanında uzaylı gibi hissettiğim için- insandan çok bitki ve hayvanlarla iletişim halindeydim. Nedeni önemli değil, bitkilerle iyi dost olduk.

Sonra nasıl oldu bilmem ama oldu, unuttum. Sistem ve etrafımızdaki betonların da katkısı tartışılmaz. Bir refüjde bir kaldırımda küçük bir toprağa hapsettik ağacı. İnsan kendine ne yapıyorsa, etrafına da aynı şeyi yapıyor elbet. Hapsoldukça, hapsettik.  Ağaçlar yalnızlaştıkça insanlar da kendi evlerinde hapsedildiler “düşüncelerin gerçek”liğinde…

Evet, ağaçlara sarılmayı unuttum. Ta ki bir ağaç beni “öldürmeye kalkincaya” kadar… Yanlış duymadınız.

Evlendiğimde yatak odamın penceresinden yapraklarını sallandıran ağaç canıma kast etti. Bir gece küçük dilim öyle bir şişti ki nefesim kesildi, boğuluyordum. Nefesim durmuyordu ama akmıyordu da. Yaşamımı devam ettirecek kadar nefes almama müsade verdi. O korkunç gece nasıl geçti anlamadım ama alerji denen hikaye nedir onu çok iyi anladım.

Sabah olduğunda hala yaşıyordum ve istemdışı ayaklarım beni ağacın dibine götürdü. Nietzsche’nin dediği gibi “Öldürmeyen şey, güçlendirir…”

Gittim sardım ağacın kocaman govdesini ve ağlamaya başladım.

“Ben seni tanımadım, ben seni layıkıyla bilemedim, bu yüzden bunlar başıma geldi…”

Ağacı sararken ve ağlarken, burada anlatması zor olan bir tür iletişim başladı. Ağacın kökleri beni köklerime götürdü. Köklerimde aslında “ben seni tanımadım” serzenişini farkında olmadan özüme yaptığımı o an anladım.

Anlayınca sarılmaya daha çok devam ettim. Daha çok tanımam gerektiğini düşündüm. O zaman bu alerjiyi neden yaptığımı da anladım. Evlenmek bende yeni bir inanç kalıbı yaratmıştı. Bir kadın olarak “kendin olmayı” bırakmadıkça evlilik kurumunun dayattığı rolleri yerine getiremeyeceğimi sandım. Bu nedenle özümden kopmuştum. Ağaç sadece bana hatırlattı. Ben de sadece dinledim, ağacın sesi beni özbenliğimle yeniden buluşturdu.

O gün sadece alerjim şifalanmadı, o gün aynı zamanda hayata bakışım şifalandı. İçerde ne varsa dışarı da o yansıyor vesselam. Lakin kendinizi kanıksamayın .. Bir ağaca sarılmak yetti. Bir kucaklaşma, bir kavuşma, bir hatırlama anı yetti…  Bir AN yetiyor. Anlamak için…

Ağaçlara sarildigimiz anda köklerle bağa geçtiğimiz alternatif bir alana girdiğimizi hissediyorum ve biliyorum. Orada karmanin getirdiği tüm yüklerin merkezle buluşup topraklandığıni hissediyorum.

Tıpkı bir ağaç gibi ‘olmayı’ deneyimlerken, olanı kabul etmeyi de -yine ağaçların bu durmak bilmez devinimdeki hayata karşı kararlı köklenişleri ve duruşları ile- onlardan öğreniyoruz…

Yaşlı bir ağaç ölmeden önce en yakınındaki genç bir ağaçla mantarlar aracılığıyla kökünü bağlayarak bilgilerini aktarıyor. Biz de atalarımızdan, analarımızdan aldığımız bilgilerle ağaca sarılırken karşılaşıyoruz. Atalarımız, Analarımız içimizde can buluyor.

Bu yüzden ormanlar, bütün olarak ve birlik içinde çok değerlidir. İnsan da öyle…

Yaşam döngüsünün kaynağının bir ağaç olarak betimlenmesi tesadüf değil. Her kültürde ağaç sonsuzluğun sembolü. Her kültürde yaşam çiçeği var örneğin. Tohumdan, meyveye; meyveden tekrar tohuma ve ağaca dönen sonsuzluğun döngüsü olarak. Bu örüntü içinde bir yerlerdeyiz her daim. Bir düşünce de benzer biçimde tohum, onu hangi enerji ile beslediğimize göre yaşam buluyor.

 

Ağaçlarla sarılmanın yararları

Şimdilerde yeniden hatırlandı ağaçlar, bir çok yabancı kaynaklı yazı buluyorum.. Bilimsel ispatlar geliyor. Özle bağ kurunca, hakikat ispat gerektirmez. Çocuğunuzun başını özden bir hareketle okşarsınız. O dokunuşun çocuğun omuriliğini beslediği bilimsel olarak ispatlandı diye düşünerek yapmazsınız genelde..  Fakat aşağıda sizlerle paylaşacağım bilgiler de gayet hoş sol beyin besini. 🙂

Ağaçlarla sarılmanın insan sağlığına iyi geldiği bilimsel olarak ispatlandı. (English : Tree Hugging Scientifically proven to improve your health)

Matthew Silverstone tarafından yayınlanan Blinded by Science, (www.blindedbyscience.co.uk) kitapda ağaçlarla sarılmanın bazı sorunlarımızı çözdüğünden bahsediliyor. Mental problemler, Dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite (ADHD), konsantrasyon ve tepki kalitesi artmış ve depresyon ve baş ağrısı çözülmüş.

Çocuklar ile ilgili yapılan bir çok araştırma da ağaçlarla aynı ortamda bulunmalarının bile fiziksel ve duygusal kapasitelerini arttırdığını ortaya koymuştur.

Bir toplum sağlığı araştırma raporu, yeşil alanlar ve zihinsel sağlık arasında bir korelasyon gözlemlendiğini ve doğaya yakın olmanın aslında “zihinsel sermayemiz ve sağlığımızın anahtarı” olduğunu belgelemektedir.

Bir rapor da şöyle sonlandırılmış : güvenli, yeşil alanlar; bazı zihinsel rahatsızlıklar da en az reçete edilen ilaçlar kadar etkilidir.” 💚

 

Şimdi bir de daha da sol beyinliler için, her şeyi metoduyla yapmak isteyenler için, adım adım anlatalım…

10 adımda Ağaçlara nasıl sarılmalı?

  1. Kendinize ağaçla başbaşa kalabileceğiniz bir alan yaratın.
  2. Yanında rahat hissedene kadar gezinin, toprağı, havayı, etrafınızı hissedin.
  3. Ağacın dokusunu hissedin.
  4. Kokusunu hissedin.
  5. Yukarı dallarına bakın, süregelen yaşam enerjisini hissedin.
  6. Kendiliğindenlik ile yakın hissettiğiniz ağaca doğru gidin. Sizin için hangisi doğru ve sizi hangisi çağırıyor, bileceksiniz.
  7. Yumuşak kelimelerle, müzikle ya da telepati ile ağaçla iletişim kurun.
  8. Ayakta sarılma: Kollarınızla gövdeyi sararken, alnınızı ya da yanağınızı ağacın gövdesine yaslayın. İyice sarılın, derinlere nefes alın. Ağaçla bir olun.
  9. Komple sarılma: Yerde oturarak (bağdaş gibi..) ayaklarınızı da ağacın gövdesine sarın.
  10. Havada ağaca sarılma: Ağaca tırmanın. Güçlü bir dala oturup bacaklarınızla sarın. Öne doğru eğilip karnınızı da dayayıp kollarla komple sarın.
  11. Faydalı bilgiler:
  • Diğer ağaçlar kıskanmasın diye hislerinizle bağlı kalarak onları da sarın.
  • Sardığınız ağacın bir yaprağını anı olarak alın, mektuplaşma böyle oluyor 🙂 .
  • Arada bu ağacı görmeye tekrar gelin.
  • Bir ağacın iyi bir dinleyici olduğundan emin olun ve herşeyi anlatabileceğinizden..
  • Bir de uyarı : Ağacın başka canlılarla da iletişimi olduğundan öncelikle güvenliğiniz için ağacın sizin sarılmanıza hazır olduğundan emin olun. Ağaç mantarı gibi bir şey varsa örneğin sarılıp solumanız tehlikeli olabilir. 

 

 

Hazır yazmaya başlamışken Ağaçlarla Sarılma Zirvesi ‘nin müjdesini de vereyim.  13-15 Haziran 2016 Pastoral Vadi’deyiz. Detaylar

 

 

 

 

 

Sevgiler,

Ni

Reklamlar
This entry was published on 23/05/2016 at 12:39 and is filed under Bitkiler, Felsefe, Journal, Uncategorized, Yazı - Şiir. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: